Sıkça Sorulan Sorular

Ülkemizde Elektronik Dönüşüm ve Dönüşen İhtiyaçlar

2004 Yılında gerçekleştirilen e-Devlet Kapısı ihalesi ile birlikte e-dönüşüm dünyasına adım atan ülkemiz insanları, hemen sonrasında e-İmza ile tanıştı. Uzun süren bir bekleyiş sonrasında 2012 yılında yürürlüğe giren Türk Ticaret Yasası sayesinde, Kayıtlı Elektronik Posta ve hemen arkasından elektronik fatura, elektronik defter, elektronik arşiv fatura, elektronik bilet ve kim bilir bundan sonra elektronik başka başka ne tür uygulamalar iş ve çalışma hayatımızın bir parçası olarak devreye girmeye devam edecekler.

Geçmişte ıslak imza gerektiren her türlü resmi belge, e-dönüşümle birlikte elektronik ortama taşınırken, beraberinde bu resmi belgelerin de yasal süreleri içerisinde elektronik ortamda saklanabilir olmasını kaçınılmaz bir ihtiyaç haline döndürdü. Her birinin farklı sürelerle ve yasal geçerli, bütünlüğün korunarak ve güvenli bir şekilde saklanması mutlak bir ihtiyaç oldu.

Ancak bu değerli elektronik evrakları kimler, nasıl ve nerede saklıyor? Sonuçları ne olacak? Bu sorular şimdilik cevapsız ve belirsizliğini koruyor. E-Dönüşüm hizmeti veren kimi tedarikçiler arşivleme, yedekleme, ihtiyaç halinde görüntüleme hizmetini elektronik saklama (e-Saklama) hizmeti adı altında sunmaya başladılar. Ancak bu hizmet gerçek anlamda ihtiyacı karşılayabilen bir hizmet midir kimse sorgulamıyor. Verinin silinmesi, kaybolması ya da çalınması halinde sorumluluk kime ait, müeyyidesi ne bilinmiyor ya da belirsiz.

Bazen müşteriler e-fatura, e-defter hizmetini 10 yıl saklama(arşiv) dâhil taahhüdü ile satın alırken, eğer yolda tedarikçisini değiştirme kararı verirse, verilerini CD’de, Hardisk ya da USB içerisine yüklenmiş şekilde kucaklarında bulabiliyorlar.

e-Saklama hizmeti, özünde katma değerli ve çok riskli bir hizmet olduğunun farkında olan bir çok mükellef de bu hizmeti alırken gerçekten gerekli sorgulamaları yaparak, hizmeti yasal çerçevede ve kurallara uygun şekilde veren tedarikçilere ulaşabilmekte ve bu sayede sağlıklı karar vermeleri mümkün olabilmekte.

Her yeni konuda, hizmette ya da üründe bilinçlenmek zaman alıyor. Bazen başımıza bir bela gelmeden hizmetin değerini anlayamayabiliyoruz. Ancak bir bedel ödedikten sonra doğruyu bulabiliyoruz.

Umarım doğru yolu bulmak için bela ile yüzleşmek zorunda kalmayanlardan oluruz.

 

Kürşat Güney

TÜRKKEP

Pazarlama Yöneticisi

Yazıyı beğendiyseniz paylaşmak için